Adem KIRMIZIYÜZ Adem KIRMIZIYÜZ

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri

Türkçe kullanımı konusunda titiz olduğumdan ilk etapta kulağınıza yabancı gelebilecek terimler görebilirsiniz ama bu tarz kelimelerin ilk geçtikleri yerde parantez içerisinde İngilizce karşılıklarını da yazdım ki İngilizce kaynaklara bakarken ne olarak geçtiğini bilin. Dijital gibi kimi kelimelerin yabancı diledeki halinin okunuşu yerine Türkçe karşılıkları olsa da, bu şekilde yoğun kullanılıyorsa ben de yazıda aynen kullandım ama çoğu terimi doğrudan İngilizce kullanmak yerine olabildiğince anlaşılabilir şekilde Türkçeye çevirdim.

Günümüzde teknolojinin büyük bir hızla gelişmesi ve aynı şekilde de ucuzlaması ile her kesimden insan gerek adanmış bir fotoğraf makinası kullanarak, gerekse cep telefonuna eklenen kameralarla dijital (sayısal) olarak fotoğraf çekebilir hale gelmiştir. Peki film kullanımdan yani analogtan dijitale geçerken fotoğraf çekim teknikleri ve fotoğraf makinaları için kullanılan terimler değişti mi? Aslında hayır; teknikler ve terimler hala eskiden olduğu gibi gerçerli sadece bazı terimlerin kullanımlarında teknolojinin değişmesiyle değişiklikler oldu. Konuları seçerken ve metinlerini yazarken fotoğraf çekmeye yeni başlamış olanları özelikle göz önünde bulundurarak yazıda geçen ve okuyucunun aklında soru işareti oluşturabilecek her kelimeyi de açıklamaya çalıştım.

Bir konu hakkında ek okuma yapmak istediğinizde İngilizceniz yeterliyse kaynak olarakİngilizce Wikipedia‘yı öneririm çünkü buradaki yazıları hazırlarken ben de özellikle oradaki yazıları dikkate aldım ve neredeyse yok yok. Fotoğrafçılık konusunda teorik ve pratik anlatım içeren Türkçe yazılmış ya da Türkçe’ye çevrilmiş kitaplar da mevcut, onları da edinebilirsiniz. Ben özellikle National Geographic’in zamanında verdiği 4CD’den oluşan ‘İnteraktif Fotoğraf Okulu’ setini edinmenizi öneririm. Her konuda olduğu gibi bu konuda da internet arama motorlarını kullanarak aklınızdaki tüm soru işaretlerine çözüm bulabileceğinizi de ekleyelim ve yazımıza fotoğrafı oluşturan pozdan başlayalım.

Poz Nedir?

Fotoğraf üretebilmek için aslında ne lense, ne de çok karmaşık sistemlerle donatılmış bir fotoğraf makinasına ihtiyacımız yok; çekmek istediğimiz sahneyi belli bir süre film düzlemine düşürmemiz fotoğraf elde edebilmemiz için yeterli olacaktır. Bu teknik ilk fotoğraf çekme sistemlerinde kullanılmıştır ve en basit haliyle ‘pinhole’ fotoğrafçılığı denilen kavrama karşılık gelir. Burada ‘pinhole’ ile kastedilen iğne deliği (‘pinhole’) gibi, daha da büyük olabilir, bir deliğe sahip kapalı bir kutuda bu delikten geçen ışığı belli bir süre kutunun arkasında, deliğin karşısına denk gelecek filme yansıtarak sahnenin orada bir görüntüsünün oluşturulması işlemidir. ‘Pihole’da bu süre deliği açıp kapatmak için bir kapak sistemi kullanılarak belirlenirken, dijital sistemlerde optik algılayıcının açılıp kapanması ile belirlenir.

Fotoğrafçılıkta poz (İng: ‘exposure’), fotoğrafın çekildiği ortama (film ya da optik algılayıcı) fotoğraf çekme eylemi boyunca düşmesine izin verilen ışık miktarıdır.

Fotoğraf argosunda kullanımında ise poz genellikle bir çekimde obtüratörün (İng: ‘Shutter’) açılıp kapanma süresini ve tipini belirtir. Mesela uzun pozlama (İng: ‘long exposure’) ile obtüratörün tek ve uzun süreli açılıp kapanma eylemi ile çalışması belirtilirken, çok pozlama (İng: ‘multiple exposure’) ile obtüratör açılıp kapanmaları ile oluşturulan birden fazla görüntünün üst üste bindirilmesi ile tek bir görüntünün elde edilmesi belirtilmektedir.

Poz doğrudan obtüratör hızına (Enstantane, İng: ‘shutter speed’) bağlıymış gibi görünse de doğru ışık miktarının kullanılmasında yani doğru pozlamanın yapılabilemesinde birden fazla faktör rol oynar, bunlar: Enstantane, diyafram ve ISO değeridir. Her kavramda diğer kavramlar ile nasıl bir ilişki içinde olduğunu göreceğiz. Şimdilik pozla ilgili kavramlara göz atalım.

Pozlamanın doğru yapılıp yapılmadığına dair üç farklı durum oluşabilir:

  • Doğru Pozlama: Fotoğrafa düşen ışık miktarının yani pozun doğru olduğu anlamına gelir. Doğru olmasından kastedilen ışık miktarının ne fazla ne de az olmadığıdır.
  • Aşırı Pozlama (İng: ‘overexposure’): Fotoğrafın olması gerekenden daha fazla ışık aldığını belirtrir yani ışık alan bölümlerde detayların kaybolması söz konusudur (‘Highlight’, detay yerine beyaz alanlar görürüz). Detaylarda kayıp söz konusu olduğu için telafisi çok zor ve yerine göre imkansızdır bu yüzden aşırı pozlama yapmamaya özellikle dikkat etmemiz gerekir.
  • Az Pozlama(İng: ‘underexposure’): Fotoğrafın olması gerekenden daha az ışık aldığını belirtir yani karanlık bölgeler siyaha yakın görünürler. Bu hatalı pozlama aşırı pozlamaya göre düzeltilmesi daha kolaydır çünkü detaylar az pozlamanın miktarına bağlı olarak hala pozda durmaktadır. RAW çekilmiş karelerde az pozlamadan meydana gelen kayıplar telafi edilebilir hatta bazen ışık alan bölgelerdeki detayı kaybetmemek için az pozlama ile fotoğraf çekilebilir.Fotoğrafçılık Teknik Terimleri pozlama

‘Highlight’: Aşırı ışık alıp beyaz görünen yani detayların kaybolduğu alanları belirtir. Photoshop gibi programların yanı sırası fotoğrafı çektiğinizde makinanızda önizleme yaparken makinanın yanıp sönerek belirttiği bölgelerdir. Benzer şekilde az pozlama ile detaylar kaybolarak simsiyah alanları oluşmasına neden olabilir. Aşağıdaki fotoğrafta arabanın üzerindeki beyaz bölümde bu detay kaybını görebilirsiniz:

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri

Manuel Pozlama(İng: ‘Manual Exposure’, Kısaltması: M):

Pozlamanın fotoğraf makinası tarafından değil, fotoğrafçı tarafından pozlamayı belirleyen 3 etkeni kendisinin elle değiştirmesiyle yapılmasıdır. Burada istenilen etkiye göre 2 değişkenin değiştirilmesi sonrasında DSLR makinaların optik vizöründe bulunan EV göstergesinin dengesi göz önünde bulundurularak pozlama yapılabileceği gibi fotoğrafçılık tekniklerinde kendine yer edinmiş güneşli 16 kuralı gibi kurallar da uygulanabilir. Benzer bir şekilde flaşlı çekim yaparken de manuel pozlama kullanılır.

Güneşli 16 kuralı: Güneşli bir günde doğru pozlama, ISO100, f:16 diyafram ve saniyenin 1/100’ü enstantane ile elde edilebilir.

Otomatik Pozlama (İng: ‘Automatic Exposure’; Kısaltması: AE):

Otomatik pozlamada pozlamayı fotoğrafçı değil, fotoğraf makinasının TTL (‘Through The Lens’ yani lensten gelen ışığın dikkate alındığını belirtiyor) pozometresinin sahnedeki orta tonlara göre doğru poz değerini hesaplaması ve çekim esnasında bu pozlama değerlerini kullanmasıdır. Bu pozlama üç şekilde olabilir:

  • Diyafram Öncelikli (İng: ‘Aperture Priority’; Kısaltması: AV ya da A): Bu pozlama şeklinde diyafram ve ISO kullanıcı tarafından belirlenir, makina doğru pozlama değerine göre enstantaneyi hesaplar.Fotoğrafçılık Teknik Terimleri av
  • Enstantane Öncelikli (İng: ‘Shutter Priority’, Kısaltması: TV ya da S): Bu pozlama şeklinde enstantane ve ISO kullanıcı tarafından belirlenir, makina doğru pozlama değerine göre diyafram değerini hesaplar.Fotoğrafçılık Teknik Terimleri tv
  • Tam Otomatik(İng: ‘Auto’): Bu pozlama şeklinde makinanın pozometresi tüm kontrolü ele alır ve değerleri olması gerektiği gibi hesaplar, sadece deklanşöre basıp fotoğrafı çekersiniz.

Poz Telafisi (İng: ‘Exposure Compansation’; Kısaltması: EV+/-):

Makinaların pozometresinin optimum koşullarda sahnede poz ölçümü yapılan alanın orta tonlarına göre pozu hesapladığını belirtmiştik. Bazı koşullarda bu değerler doğru pozlama değerlerinden sapıyor olabilir (kimi pozometreler belli koşullarda az veya fazla pozlama eğiliminde olabiliyorlar) ya da fotoğrafçı detayı korumak gibi nedenlerle makinanın önerdiği poz değerinde otomatik pozlamanın nimetlerini feda etmeden değişiklik yapmak isteyebilir. İşte bu gibi durumlarda makinanın hesapladığı poz değeri üzerinde + ve – EV değerleriyle poz telafisi yapabiliriz. +1 EV olarak ayarladığımızda hesaplanan poz değerinden 1 durak daha fazla pozlama yapılacaktır, -1 EV ile de 1 durak daha az pozlama yapılacaktır.

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri ev

Durak (İng: ‘stop’): Durak, pozlama değerleri arasındaki ilişkiyi belirtmek için kullanılan bağıl bir ölçüm birimidir. İki pozlama arasındaki 1 duraklık fark, büyük değerin küçük değere göre 2 katı ışık aldığını belirtir ve enstantane, diyafram ve ISO değerlerini belirtirken kullanılan ana karşılaştırma birimidir. Örnekle belirtmek gerekirse: ISO değerleri birer duraklık artışlarla ISO100, ISO200, ISO400, ISO800… şeklinde belirtilir ve her ISO değerinde algılayıcı kendinden 1 durak önce gelen ISO değerindekine göre 2 kat daha fazla ışık alır.

 

Obtüratör Hızı / Enstantane Nedir?

Fotoğraf çekme eylemini gerçekleştirmek için deklanşör düğmesine (fotoğraf çekmek için bastığınız düğme) bastığımız anda kullandığınız makinanın türüne göre değişecek mekanizmalarla optik algılayıcıya ışık ışınları belli bir süre düşürülür demiştik. Bu ‘belli bir süre’ fotoğrafımızın enstantanesini verir yani fotoğrafın kaç saniye pozlandığıdır. Bunu kontrol eden mekanizmaya da obtüratör denir. Filmli dönemde obtüratör makinada olabileceği gibi her lenste de ayrı ayrı bulunabiliyordu (‘leaf shutter’ olarak adlandırılır). Lenste bulunmasının getirdiği en büyük dezavantaj tahmin edebileceğiniz gibi lenslerin fiyatlarını arttırması idi. Günümüzde obtüratör kullanan makinalar DSLR olarak adlandırdığımız, ayna ve perde sistemine sahip olan fotoğraf makinalarıdır.

DSLR nedir? ‘Digital Single Lens Reflex’ in kısaltmasıdır ve Türkçeye ‘Sayısal Tek Mercek Yansımalı’ olarak çevrilebilir. Gelecek yazımızda daha detaylı anlatacağımız bu sistemde lensler değiştirilebilir, lensten gelen görüntüyü optik vizöre yansıtmak için ayna mekanızması kullanılır ve fotoğraf çekme esnasında ayna kapanarak obtüratör mekanizmasının kontrolünde lensten gelen görüntü optik algılayıcıya düşürülür.

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri

Obtüratör, 2 tane metal perde (İng: ‘Shutter Curtain’) ve bu perdelerin hareketini ifade eden obtüratör döngüsünü (İng: ‘Shutter Cycle’) kontrol eden mekanizmadan oluşur. Yukarıdaki fotoğrafta filmi fotoğraf makinasının perdelerinden birinin aralanmış halini görebilirsiniz. Perdelerin hareketleri kullanılan enstantene değerine göre değişiklik gösterir. Bu kavramı sözlerle ifade etmek için güç olduğu için videoya çektim, bu videoda pozlamaya başlanması anında perdelerin açılması ve pozlama bitirilirken de kapanmasını görebilirsiniz. Gövdede kullanılan obtüratör ile ilgili olarak birkaç özellik sıralayabiliriz:

  • Bu sistemin avantajı lenste bulunan mekanızmaya göre çok daha hızlı çalışarak çok daha kısa pozlama değerlerine ulaşabilmesidir. Giriş seviyesi DSLR’da 1/4000 değerini görürken, orta ve ileri seviye DSLR gövdelerde 1/8000 değerini görebilmekteyiz. Lenste kullanılan sistemlerde bu değer azami 1/400 olmakta. Bu kadar hızlı kapanıp açılma işlemini mümkün kılan da 2 perdeli obtüratör mekanizmasıdır çünkü perdelerden biri açılırken, diğer perde de onu takip ederek kapanır yani tüm optik algılayıcı aynı anda pozlanmayıp perdeler optik algılayıcının sadece bir miktarına ışık düşürecek şekilde aynı yöne hareker ederler.
  • Optik algılayıcıya görüntünün ulaşabilmesi için ayna mekanızmasının çekim anında kapatılması gerekir (bu esnada optik vizöre görüntü gitmez) ve bu da aynanın hareketinden doğan gürültüye ve kamera titreşimine neden olur. Titireşim uzun pozlamalarda fotoğraf makinasının hareketinden doğan bulanıklık olarak fotoğrafa yansırken, gürültü sessiz ortamlarda dikkat çeker ve özellikle bale, konser gibi mekanlarda soruna neden olur.
  • Sahnede yatayda yüksek hzıla hareket eden nesne varsa, perdelerin açılıp, kapanma hareketleri nedeniyle çekilen nesnede bozlmalar görülebilir.

 

Bu pozlama süresine enstantane dediğimizi, obtüratör hızı ile kontrol edilip saniye cinsinden belirttiğimizi yazmıştık, peki bu değerler nelerdir onlara bakalım. Saniye cinsinden, 1 saniye ve daha yüksek enstantane değerleri birer duraklık artışlarla aşağıdaki gibidir. DSLR gövdenizde gerekli ayarları yaparsanız 1/2 ya da 1/3 duraklık ek değerleri de seçebilir hale geleceksiniz yani diyeim 1/3 duraklık değer kullanmayı tercih ederseniz 1/125 ve 1/250 arasında 1/160 ve 1/200 değerleri de seçilebilir hale gelecektir. Enstantane yükseldikçe pozu belirleyen diğer değişkenleri sabit tutarsanız optik algılayıcıya düşecek ışık miktarı azalacaktır.

1 1/2 1/4 1/8 1/15 1/30 1/60 1/125 1/250 1/500 1/1000 1/2000 1/4000 1/8000

Enstantaneyi ilgilendiren konuları şunlar:

  • Kısa pozlama: Hareketi dondurma, çok ışığın olduğu durumlarda optik algılayıcıya düşen ışığı azaltmak için hızlı enstantane değeri kullanarak çekim yapılmasıdır.
  • Uzun pozlama: Kaydırma (İng: ‘Panning’) gibi hareketin devamlılığını fotoğrafa yansıtmak için, ortamda az ışık olduğunda optik algılayıcıya düşen ışığı arttırmak için yavaş enstantane değeri kullanarak çekim yapılmasıdır.
  • Bulb(Türkçe karşığı sınırsızdır; Kısaltması: B): Enstantane değerinin makinanın izin verdiği en yavaş enstantaneden daha da yavaş olmasını istediğiniz durumlarda makinanın B modunu devreye sokarak istediğiniz kadar uzun pozlama yapabilirsiniz. Bunun için uzaktan kumanda veya deklanşör kablosu kullanılmalıdır, doğrudan deklanşör düğmesini kullanmak makinada titreşime neden olacaktır. Sevgili 5D’mi sizin için feda ederek B modunda lenssiz olarak çekim yaptım, bu sayede ayna hareketini ve perdelerin açılıp kapanması arasında çıplak algılayıcıyı yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Denemenizi tavsiye etmem 😉
  • Shutter Lag: Türkçe ‘Obtüratör Gecikmesi’ diyebiliriz. Deklanşöre basmanızla fotoğrafın çekilmeye başlanması arasında geçen süredir, özellikle anı yakalamak istediğinizde çok önemli olacaktır; giriş seviyesi makinadan üst seviyeye geçtikçe bu değer azalır.

Enstantane Hızı ile İlgili Senaryolar

Şelale gibi su hareketi içeren bir fotoğraf çekiyorsunuz ve suyun pürüzsüz çıkmasını istiyorsunuz: Makinayı M veya AV/A moduna alarak enstantaneyi düşürün:

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri selale
Fotoğraf: Yalçın Aydın, 1/20, f:20, ISO200, Canon 400D

Suyun akışını dondurmak istiyorsunuz: Makinayı M veya TV/S moduna alıp enstantaneyi yükseltin:

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri su donmus
Fotoğraf: Yalçın Aydın, 1/4000, f:4, ISO800, Canon 400D

Kaydırma çekimi yapmak istiyorsunuz: Zor bir çekimdir ve bol pratik gerektirir ama bilmeniz gereken gene makinayı M veya AV/A moduna alarak enstantaneyi düşürmeniz gerektiğidir. Çekim esnasında lensiniz hareket halindeki nesneyi takip edecek şekilde nesnenin hareket düzleminde kaydırmalısınız.

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri panning
Fotoğraf: Ahmet ALTUNTAŞ, 1/80, f:16, ISO100, 300mm, Canon 400D

Gece manzara çekimi yapmak istiyorsunuz: İstediğiniz etkiye göre diyaframınızı ayarladıktan sonra düşük enstantane ve tripod kullanarak çekiminizi yapabilirsiniz.

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri gece cekimi
Fotoğraf: Banu Tuncel – 8″, f:5, ISO80, Kodak Z740

Spor karşılaşması çekmek istiyorsunuz: Bu durumda hareketi yakalamanız özellikle önem kazanıyor ve yapmanız gereken olabildiğince yüksek enstantane kullanmanız:

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri soccer
kaynak: wikipedia (1/125, f:7.1, 16mm, Nikon D1X)

Yıldırım fotoğrafı çekmek istiyorsunuz: Düşük enstantane kullanmalısınız.
Fotoğrafçılık Teknik Terimleri yildirim
Kaynak: wikipedia

Senaryolardan da anlayacağınız üzere eğer anı yani hareketi yakalamak istiyorsanız kısa pozlama, hareketteki devamlılık sizin için önemliyse uzun pozlama yapmalısınız.

Diyafram Nedir?

Kimi yerlerde Işık Düzengeci olarak da geçen diyafram (İng: ‘Aperture’), lensten geçen ışığın miktarını/şiddetini ayarlamak için lensin içine yerleştirilmiş olan düzenektir. Daha teknik bir tanımlama yaparsak, optik bir sistemde diyafram, görüntü düzlemine odaklanmak üzere gelen ışık demetinin konik açısını belirler. Diyafram ışık miktarını ayarlayamanın yanı sıra oluşan görüntünün niteliğini de doğrudan etkiler çünkü diyaframı açtığımızda diyaframdan geçen ışık ışınlarının optik algılayıcımıza düşme açıları değişir ve sadece odaklama yaptığımız bölge netken, geriye kalan alanların bulanık olmasına neden olur. Alan derinliği olarak bilinen bir konuya ileride tekrar döneceğiz, biz şimdilik diyaframın fotoğraf üzerindeki etkisine bakalım.

Diyafram olarak kullandığımız terimin İngilizcede iki farklı şekilde kullanılıyor olması biraz kafa karıştırıcıdır. ‘Diaphragm’ ile anlatılan geçen ışık miktarını ayarlayan yapraklı mekanızma iken bizim burada kullandığımız diyafram ‘Aperture’ terimine karşılık gelir ve ‘Açıklık’ kelimesi ile ifade edilebilir.

Diyaframı belirlerken f:2.8, f:5.6 gibi şeyler duymuşsunuzdur, duymamışsanız bile lenslerin isimlerinde odak uzaklığının yanı sıra diyafram değerlerini de görmüşsünüzdür. Canon EF 28-135/3.5-5.6 IS USM lensini ele alalım. Buradaki 28 ve 135, mm cinsinden odak uzaklığını gösterirken onların ardından gelen 3.5 ve 5.6 da lensin uç odak uzaklıklarında sahip olduğu en geniş diyafram değerini anlatır yani lensi 28mm’de kullanırken kullanabileceğiniz en açık diyafram değeri f:3.5 olacatır, f:1.8 kullanmanız imkansızdır ama f:3.5 değerinden daha kısık diyafram değerlerini kullanabilirsiniz.

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri lens

Sırasıyla, standart tam duraklı, 1/2 duraklı ve 1/3 duraklı f-numarası ölçeği:

f/# 0.5 0.7 1.0 1.4 2 2.8 4 5.6 8 11 16 22 32 45 64 90 128
f/# 1.0 1.2 1.4 1.7 2 2.4 2.8 3.3 4 4.8 5.6 6.7 8 9.5 11 13 16 19 22
f/# 1.0 1.1 1.2 1.4 1.6 1.8 2 2.2 2.5 2.8 3.2 3.5 4 4.5 5.0 5.6 6.3 7.1 8 9 10 11 13 14 16 18 20 22

kaynak: wikipedia

Diyafram değerlerinin bir kısmının görselleşmiş hali şu şekildedir:

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri diyafram degerleri
kaynak: wikipedia

Peki diyaframı daha fazla açabilmek bize ne kazandırır?

Diyaframı açmak f değerini düşürmek demektir, diyaframı açtığınızda, ışığın geçeceği alan büyüyeceğinden optik algılayıcınız daha fazla ışık alır, odaklama sırasında sahnede net olarak çıkacak alan da küçülecektir. Bu cümleleri en güzel şekilde fotoğraflarla anlatabiliriz. Ters ışığa maruz kaldığım çok uygun olmayan bir sahne kurduğum için teknik olarak biraz pürüzlü kareler ortaya çıktı:
Fotoğrafçılık Teknik Terimleri DOF karsilastirmasi

Diyaframın, pozu oluşturan diğer değişkenlerle ilişkisi nasıldır?

Pozu oluşruran üç değişken var demiştik: Diyafram, enstantane ve ISO hızı. Amacımızın her şekilde doğru pozlamayı elde etmek olduğunu düşünerek diyaframı değiştirdiğinizde diğer değişkenleri de ona uyacak şekilde değiştirmeniz gerektiğinizi göz önünde bulundurmalısınız.

  • Enstantaneyi sabit tutmak şartıyla diyafram değeri ile ISO hızı birbiri ile doğru orantılıdır. f değerinde azalmaya karşılık ISO değerini de azaltmalısınız.
  • ISO değerini sabit tutmak şartıyla diyafram değeri ile enstantane doğru orantılıdır. f değerini küçülttüğünüzde enstantaneyi de arttırmanız gerekir yani optik algılayıcıya ışık düşme süresi azalmalıdır.

Örnekle durumu açıklayalım:

f.5.6, ISO200, 1/250 değerleri ile doğru pozlamayı elde ettiğinizi ve diyaframı f:5.6’dan f.2.8’e düşürmek istediğinizi varsayalım. Diyaframı f:5.6’dan 2.8’e düşürmek yani kısmak demek, ışıkta 2 tam duraklık artış demek olduğu için eğer enstantane veya ISO değerlerinde ışığı azaltacak şekilde değişiklik yapmazsanız aşırı pozlanmış bir fotoğraf elde edeceksiniz demektir. Aşırı pozlamayı önlemek için ne yapabiliriz?

  • AV/A modunda çekim yapıyorsak -2 EV’lik poz telafisi uygulayabiliriz
  • Enstantaneyi 1/250’den 2 tam durak daha hızlı olacak şekilde değiştirebiliriz yani 1/1000 kullanabiliriz.
  • Ya da ISO50 kullanarak gene optik algılayıcıya düşen ışık miktarında 2 duraklık azalma sağlayabiliriz.
  • Yukarıdaki 3 maddeniz çeşitli kombinasyonlarını kullanabilirsiniz.

Tekniğe meraklı olanlar için “Diyafram mekanizması nasıl çalışır?” sorusunun cevabını arayalım.

Filmli dönemlerde sadece MF olarak kullanılabilen lenslerle günümüzün AF lenslerinin diyaframlarının çalışması teoride aynıdır, pratikte ise diyafram değerinin değiştirilmesinde kullanılan sistemlerde farklılık görülür. Öncelikle MF lenslere göz atalım. MF lenslerde diyafram bileziği diye adlandırılan mekanızma ile diyafram değeri kullanıcı aracılığı ile lenste değiştirilir. Diyafram değiştirildiğinde genelde değişim hemen uygulanmaz yani siz diyaframı değiştirseniz bile lens her zaman en açık halinde durur, deklanşöre bastığınızda gövde üzerindeki mekanızma ile lensin arkasında bulunan diyafram iğnesi (İng: ‘Aperture Pin’) lense doğru itilerek lensin ayarlanan diyaframa getirilmesi ile fotoğraf çekilir. AF lenslerde ve güncel DSLR gövdelerde de benzer bir mantık uygulanır. Fotoğrafın çekilmesi anı hariç lens her zaman en açık diyafram değerinde bulunur (bunun nedeni optik vizörde daha aydınlık bir görüntü elde etmektir) ve deklanşöre basınca lens seçilen diyaframa otomatik olarak getirilerek fotoğraf çekilir.

Canon EF 1.8/50 II lensinin 5 yapraklı diyafram mekanızması, kaynak:wikipedia:

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri diyafram mekanizmasi

Diyaframın bir başka özelliği de diyafram bıçaklarının şekline göre bokeh yapısındaki değişikliklere neden olmasıdır. Bokeh (Japonca, Bo-Keh diye okunur, bulanık demektir.) fotoğrafta net olan alan dışında yani odak alanı dışında kalan bulanık alandır. Aşağıdaki farklı lenslerin farklı koşullardaki bokeh yapılarını görebilirsiniz.

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri bokeh volna9
Fotoğraf: Okan Akın, Volna-9, f:5.6, 1/30, ISO1250, Canon 5D

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri bokeh aynal%FD
Fotoğraf: Fatih Mazı, Tamron SP 500/8 (Aynalı lens), 1/1250, Pentax K10D

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri bokeh ef50
Fotoğraf: Yalçın Aydın, Canon EF 1.8/50 II, f:2, 1/50, ISO800, Canon 400D

 

ISO Nedir?

‘International Organization for Standardization’ yani ‘Uluslararası Standartlık Örgütü’nün kısaltmasıdır 🙂 Bizim fotoğrafçılık terimlerinden ISO ile kastetmek istediğimizi aslında ‘ISO Speed’dir yani ‘ISO hızı’dır.Ben de genel gibi hızı bölümünü atıp sadece ISO diyeceğim. ISO optik algılayıcının ışığa duyarlılığını belirtir yani ISO arttırkça optik algılayıcı ışığa karşı daha hassas olacaktır. Filmli dönemde ISO6 ile ISO3200 arasında filmler bulunabiliyorken dijital makinalarda ISO 50-25,600 arasında seçeneklere sahibiz ve her geçen sene çıta biraz daha yükseliyor. DSLR makinaların asıl avantajı burada ortaya çıkıyor: Işığın yetersiz olduğu ortamlarda da çekim yapabilmek.

Gren Nedir? Filmli dönemden kalan bir kavramdır ve filmin ISO’su yükseldikçe daha belirgin olarak ortaya çıkan kumlanmayı ifade eder. Dijitalde de ISO’yu arttırdığımızda görüntüde meydana gelen istenmeyen noktacıklar için aynı terim kullanılır. Gren detayda kayıplara yol açar, siyah beyaz karelerinize karakter katabilir ama renkli karelerde istenmeyen renkli noktacıklar üreteceği için fotoğrafınızın toplam kalitesini düşürecektir o yüzden mümkün olan en düşük ISO değerinde çekim yapmanız önemlidir.
Bu konuda kullanılan terim çeşitliliği çok, şöyle toplarlayabiliriz:

  • Kumlanma / Gren = ‘Grain’
  • Gürültü = ‘Noise’
    Fotoğrafçılık Teknik Terimleri kumlanma
    Canon EOS 5D’nin ISO3200’deki kumlanma deseni.

ISO diğer konulara göre anlaşılması daha basit bir kavramdır, maddeler halinde özetlemek geerekirse:

  • Işık yeterli değilse ISO’yu arttırmalıyız
  • Güneşin en güzel olduğu saatlerde mazara çekimi yapıyorsak ISO’yu olabildiğince düşük tutmalıyız.
  • Aşırı pozlama söz konusu ise ilk düşürmeyi düşündüğümüz değişken ISO olmalıdır çünkü fotoğrafın kalitesinde doğrudan etki sahibidir
  • Doğru pozlamamız varsa ama enstantaneyi kısmak, diyaframı da sabit tutmak istiyorsak ISO’yu arttırmamız gerekir. Örnek: 1/125 yerine 2 durak daha hızlı 1/500 kullanmak istiyorsak, diyafram sabit kalmak koşulu ile ISO’yu 2 durak arttırmamız gerekir yani daha önceki değer ISO100 ise ISO400’ü seçmeliyiz. Unutmamamız gereken, ayarları değiştirirken algılayıcıya düşen toplam ışık miktarını aynı tutmaktır.
  • Gövdedeki ‘Image Processor’ (dijital işleyici) tarafından fotoğraflara ön tanımlı olarak ‘Gürültü Azaltma’ (ing: ‘Noise Reduction’) işlemi uygular, bu da fotoğrafın pürüzsüz görülmesine sağlarken aynı zamanda da detay kayıplarına neden olur. Bunu ekran kartlarında ‘Anti Aliasing’ işlemine benzetebilirsiniz yani algoritmalara dayalı bir işlemdir ama çözünürlük arttıkça fotoğraftaki kesinlik kaybını kolaylıkla farkedebilirsiniz. Gövdeler gürültü azaltmayı kapatma ve şiddetini değiştirme olanağı sağlarlar.
  • Her şeye rağmen gürültü içeren bir fotoğrafınız varsa ve kumlanma sizi rahatsız ediyorsa o zaman ek yazılımlarla gürültü azaltma işlemi uygulayabilirsiniz. Noise Ninja ve Neat Image yazımlarını örnek olarak verebiliriz.

ISO nelere bağlıdır?

  • Optik algılayıcının tipine göre ISO başarımı değişebilir. CMOS, CCD’ye göre bu konuda daha başarılıdır ve günümüzde hemen hemen tüm DSLR üreticileri CMOS teknolojisiyle üretilen optik algılayıcıları kullanmaya başlamışlardır. CCD kullanan makinalar genelde ‘bas ve çek’ tipindeki fotoğraf makinalarıdır, eski serilerden Nikon’un D200, D80, D40 gibi makinaları da CCD algılayıcıya sahiptir.
  • Algılayıcının boyutu ve MegaPiksel (MP) değeri algılayıcıdaki her bir pikselin boyutunu belirlediği için bu ikili de çok önemlidir. Optik algılayıcının tek bir pikselinin boyutu ne kadar büyükse ışığa duyarlılığı da o kadar yüksektir, bu da ISO’yu yükselttiğinizde daha az kumlanma ile karşılaşacaksınız demektir.
  • Dijital işleyici de çekilen her fotoğraf için etkin bir biçimde işin içinde olduğundan ne kadar iyi tasarlanmışsa ve güçlüyse makinanın ISO başarımı da o kadar üstün olacaktır. Kimi gövdeler gürültü azaltmayı ön tanımlı olarak açıp bol miktarda kullanırken kimi gövdeler detay sunmayı öncelik olarak benimseyip gürültü azaltmayı mümkün olduğunca az uygularlar.

Odak Uzaklığı ve Görüş Açısı nedir?

Odak uzaklığı (İng: ‘Focal Length’) bir lensin uzaktaki nesneleri ne kadar büyütme ile fotoğrafa aktarabildiğini belirtir. Teknik olarak işin içine öğrenim hayatımızda aldığımz Fizik dersinde geçen optik konusunun daha ilerisinde optik bilgisine gereksinim duyacağımız için ben sadece bilmemiz gerekeni anlatacağım. İşin özü odak uzaklığı ile değişen görüş açısıdır (İng: ‘Field of View’, Kısaltması: FOV) ve bir lens ile elde edebileceğimiz fotoğrafın diyagonalde ne kadar derecedeki açıyı görebildiğini belirtir. Görüş açısı yatay, dikey ve diyagonal olarak belirtilebilir ama genellikle diyagonal açı kullanılır.
Fotoğrafçılık Teknik Terimleri gorus acisi skil
Kaynak: wikipedia

Odak Uzaklığı (mm) 13 15 18 21 24 28 35 43.3 50 70 85 105 135 180 200 300 400 500 600 800 1200
Diyagonal (°) 118 111 100 91.7 84.1 75.4 63.4 53.1 46.8 34.4 28.6 23.3 18.2 13.7 12.4 8.25 6.19 4.96 4.13 3.10 2.07
Dikey (°) 85.4 77.3 67.4 59.5 53.1 46.4 37.8 31.0 27.0 19.5 16.1 13.0 10.2 7.63 6.87 4.58 3.44 2.75 2.29 1.72 1.15
Yatay (°) 108 100.4 90.0 81.2 73.7 65.5 54.4 45.1 39.6 28.8 23.9 19.5 15.2 11.4 10.3 6.87 5.15 4.12 3.44 2.58 1.72

Kaynak: wikipedia

Odak uzaklığı arttıkça görüş açısı azalır, bu sayede uzaktaki nesneleri daha yakındaymış gibi görebiliriz yani nesnelerin yakınlaştırılması söz konusudur. Odak uzaklığı ile ilgili lens sınıflandırması yapılırken referans alınan odak uzaklığına sahip lenslere ‘Normal Lens’ denir. 35mm’lik makinalarda kullanılan filmin boyutu 36X24mm’dir ve diyagonal olarak 43.3mm boyutuna sahiptir, bu nedenle 35mm’lik makinalar için 44-58 derece arasında diyagonal görüş açısına sahip lenslerin hepsi normal lens sayılır ama 50mm en çok kullanılanıdır. 50mm neden seçilmiştir peki? Leica kameralarının yaratıcısı Oskar Barnack teorik ve pratik çalışmaları sonucunda optimum keskinliği 50mm ile elde ettiği için seçmiştir ve bu standart haline gelip en çok tercih edilen normal lens odak uzaklığı olmuştur.

Görüş açısına göre lensleri sınıflandırmada yerine göre farklılıklar olabiliyor; odak uzaklığının 35mm eşleniğine göre sınıflandırmayı şöyle yapabiliriz:

  • Fisheye (Balık gözü) lensler: Genelde 16mm ve daha küçük olurlar, ‘circular fisheye’ denilenleri tam bir daire şeklinde fotoğraf üretirler.
  • Ultra ultra-wide lensler (Ultra ultra geniş açı): 12-16mm arasındaki lenslerdir.
  • Ultra wide-angle lensler (Ultra geniş açı): 17-21mm arasındaki lenslerdir.
  • Wide-angle lensler (Geniş açı): 24-35mm arasındaki lenslerdir.
  • Normal/Standart lensler: 44-58mm arasındaki lenslerdir
  • Short-Telephoto lensler (Kısa Tele): 58-135mm arasındaki lenslerdir.
  • Telephoto lensler (Tele): 135-300mm arasındaki lenslerdir.
  • Super Telephoto (Super Tele): 300mm’nin üzerindeki lenslerdir.
  • Zoom lensler: ‘prime lens’ olarak adlandırılan sabit odak uzaklığına sabit lensler dışında bir de belli bir aralıktaki odak uzaklıklarında görüntü üretebilen lensler mevcuttur, bunlara zoom lens denir ve 28-300mm gibi geniş açıdan teleye kadar geniş bir odak uzaklığı aralığına sahip olabilmektedirler.

Balık gözü ile ultra ultra-geniş lenslerin farkı nedir?

Balık gözü, görüş alanındaki düz çizgilerin bombeleşmesi şekilde görüntü bozukluklarına neden olabilir ancak ultra ultra-geniş açıda bunun önüne olabildiğince geçilmeye çalışılmıştır, perspektif bozulması denilen görüntü bozukluğu olabilir ama bu durumda da düz çizgiler gene de bükülmeyip düz hallerini korurlar. Her iki durumda da kullanımları dikkat ister çünkü görüş açısı çok büyüktür, perspektif bozulmaları kaçınılmazdır.

35mm eşleniği ne demektir?

İngilizcesi ’35mm equivalent’ demektir ve lensin odak uzaklığının, 35mm lik bir fotoğraf makinasında hangi odak uzaklığına denk geldiği belirtmek için kullanılır. Bu konu aslında kendi başına ayrı bir konu olup ‘Fotoğraf Makinaları İle İlgili Teknik Konular’ yazımızda detaylı anlatılacak, ben şimdilik özetleyeceğim. Canon 400D, Nikon D300 gibi DSLR makilarda bulunan algılayıcının sahip olduğu alan 35mm’lik filmin sahip olduğu alandan daha küçüktür, 400D 1.6x daha küçükken, D300 1.5X daha küçüktür. Canon 5D ve Nikon D700 gibi DSLR makinalarda bulunan algılayıcılar 35mm’lik filmin sahip olduğu alan ile hemen hemen aynı alana sahiptir yani aradaki oran 1X’dir. Buradaki 1X, 1.6X çarpanları, algılayıcının ‘crop factor’ (çarpan faktörü) değerini verir. 35mm’lik makinalar için tasarlanmış bir lens 1.6X çarpan faktörlü algılayıcıya sahip gövdede 1.6X odak uzaklığına sahipmiş gibi görünür yani görüş açısı algılayıcı alanındaki küçülmeye bağlı olarak küçülür. Örnek verirsek: Canon EF 1.8/50 lensi, 35mm’lik filmli makinalar döneminde üretilmeye başlanmış bir lenstir. Bu lensi Canon 5D’ye taktığınızda 50mm’lik lensin görüş açısına sahip olacaktır ama 400D’ye taktığınızda 50X1.6=80mm’lik odak uzaklığına sahip lenslerler aynı görüş açısına sahip olacaktır. Bu kısıtlamalar nedeniyle daha küçük algılayıcılara sahip makinalara özel lensler üretilir. Örnek olarak Canon EF-S 18-55’i dikkate alırsak lensin üzerinde yazan 18-55 değeri aslında 35mm’lik makinada kullanılacak 18-55mm ile aynı görüş açısında görüntü vermez, bunu hesaplamak için lensin odak uzaklıklarını 1.6X ile çarpmamız gerekir yani 35mm eşleniği 28.8-88mm olacaktır.

Fotoğrafçılık Teknik Terimleri gorus acisi ornek
Kaynak: wikipedia

Lens kaç X büyütüyor?

DSLR dünyasına ilk adımımı atınca, lenslere bakarken benim de kafamda bu soru vardı. Bunun nedeni genelde bas çek tipi küçük fotoğraf makinelerinden gelmemiz ve onlarda bol bol kullanılan 3X optik zoom, 5X dijital zoom gibi terimler. 3X optik zoom ile anlatılmak istenen aslında uzaktaki nesneleri 3X yakınlaştırıyor değil, makinanın lensinin fotoğraf çekebileceği en küçük odak uzaklığı ile en büyük odak uzaklığı arasındaki X kadar fark vardır yani 28-135mm’lik lens için135/28’den yaklaşık 5X optik zoom diyebiliriz. Dijital zoom ise sadece pazarlama amaçlı bir kullanımdır, çektiğiniz fotoğrafı bilgisayarınızda yazılımla büyütmekten bir farkı yoktur.

 

Alan Derinliği Nedir?

Bir fotoğrafın kabul edilebilir ölçüde net olan kısmıdır. Alan derinliği (ing. ‘Depth of Field’, Kısaltması: DOF) fotoğrafın netleme yapılan kısmında bulunup, nesnenin önünde ve arkasında bulunan nesnelerin de alan derinliği içinde yer alması sağlanabilir. Alan derinliği lensin odak uzaklığına, diyaframın açıklığınına ve nesnenin uzaklığına bağlıdır. Manzara çekimi gibi konularda geniş alan derinliği tercih edilebilecekken, potre çekimi gibi modelin arka plandan sıyrılmasını tercih edebileceğimiz çekimlerde sığ alan derinliğini tercih edebiliriz. Alan derinliğini nasıl değiştirebiliriz?

  • DOF nesnenin uzaklığına bağlıdır, bu uzaklık film düzleminden mükemmel olarak net olan düzleme olan uzaklıktır.
  • DOF odak uzaklığına bağlıdır. Odak uzaklığı arttıkça DOF da azalır, diyaframı sabit tutmak kaydıyla odak uzaklığını azaltmak DOF’u büyütür.
  • DOF diyaframa bağlıdır. Diyaframı kısmak DOF’u arttırır. f:1.4 ve f:16’da çekilmiş 2 kare ile farkı görebilirsiniz.
    Fotoğrafçılık Teknik Terimleri
    Fotoğrafçılık Teknik Terimleri
  • DOF büyütme oranına bağlıdır. Bu özellikle makro çekimlerinde karşımıza çıkar, büyütme oranı arttıkta DOF azalır.
    Fotoğrafçılık Teknik Terimleri DOF makro
    Fotoğraf: Yalçın Aydın, 3:1 Makro, Canon EOS 5D+Carl Zeiss Sonnar 2.8/85+Olmypus G-Zuiko 3.5/28

Diyaframın alan derinliği üzerindeki etkisi:

Diyaframın bulanıklık (fluluk) ve alan deriniği üzerindeki etkisi. Netlenen noktalar (2) görüntü düzlemine (5) aktarılırken farklı uzaklıktaki noktalar (1 ve 3) görüntü düzleminde bulanık olarak (‘circle of confusion’) aktarılırlar. Diyaframı küçültmek (4) odak düzleminde bulunmayan noktaların bulanıklık dairelerinin boyutlarını azaltır, bu da bulanıklığın tam olarak anlaşılamamasına ve tüm noktaların alan derinliği içinde yer almasını sağlar.
Fotoğrafçılık Teknik Terimleri dof sekil
Kaynak: wikipedia

DSLR makinalarda fotoğraf çekimi anı dışında lenslerin her zaman en açık diyafram değerinde bulunduğunu belirtmiştik. Peki çekim yapmadan önce alan derinliğini kontrol etmek istediğimizde ne yapacağız? Tüm modern DSLR makinalarda ‘Alan Derinliği Kontrolü Düğmesini’ mevcuttur, diyaframı değiştirdikten sonra bu düğmeye basarak çekim öncesinde alan derinliğini kontrol edebilirsiniz.

Share Post :

More Posts